Rebs Music Logo

Sessizliğin İçindeki En Gürültülü Ağıt: Maleifyr

31.03.2026 — Yazar: REBS
Sessizliğin İçindeki En Gürültülü Ağıt: Maleifyr

Zırhın Kırıldığı O Günler...

Bu şarkının benim dünyama girişi, sadece müzikal bir keşif değildi; ruhumun kapkara olduğu, kelimelerin tamamen anlamını yitirdiği bir döneme denk geldi. Derrière L'armure’ü ilk kez dinlediğim o geceyi hiç unutamıyorum. Tüm ülkenin, hepimizin kanını donduran o korkunç olayın, Ayşenur Halil ve İkbal Uzuner cinayetlerinin şokunu atlatmaya çalıştığım, o ağır yası sindiremediğim günlerdi. Ekranda kayan haberlere bakarken hissettiğim o tarifsiz çaresizlik ve karamsarlığın verdiği o boğucu his...

İşte tam o karanlık frekansta, zihnim paramparçayken kulaklığımda bu şarkı dönmeye başladı.

Grubun ilham aldığı o kadın figürünü, Jeanne d'Arc'ı düşündüm. Yüzyıllar önce inancı ve duruşu yüzünden alevlere teslim edilen o zırhlı kadınla; bugün sokak ortasında, surlarda, güvende olmaları gereken her yerde vahşice hayattan koparılan kadınların acısı birbirine karıştı zihnimde. Şarkının o sözlere ihtiyaç bile duymayan enstrümantal feryadı, sanki benim boğazımda düğümlenen, atamadığım o çığlığın notalara dökülmüş haliydi.

Zırhın ardındaki o kırılganlık... Hepimiz dijital veya fiziksel birer zırh giyip bu distopik dünyada hayatta kalmaya çalışıyoruz ama o zırh, en çok korunması gerekenleri koruyamıyor maalesef. Bu parça benim için sadece harika bir Post-Black/Blackgaze eseri olmaktan çıktı o gece. O karanlık günlerin, kaybettiğimiz o gencecik kadınların ve içimizde soğutamadığımız o öfkenin sessiz bir ağıdı oldu.

Şimdi ne zaman bu şarkının o melankolik gitarları kulaklığımdan içeri sızsa, aklıma yüzyıllar öncesinin savaşçısı değil, bugünün yarım kalan hayatları geliyor. Frekans aynı, acı aynı.

Peki Kim Bu Sessizliğin Mimarları?

İşte kelimelerin sığ kaldığı o karanlık noktada, benim için sadece bir grup olmaktan çıkıp o acının tercümanı olan frekansın adı: Maleifyr.

Yukarıda bu parça için "sessiz bir ağıt" tabirini kullandım ya; aslında grubun isminin ardındaki anlam bile bir tesadüf değil. 2021 yılında gitarist ve müzik yazarı Eren Türkmen'in içindeki karanlığı müziğe dökme ihtiyacıyla doğan bu projenin ismi, "ağıt yakıp yas tutan kimselere" (Malefir) atıfta bulunuyor. Daha sonra bas gitarda Ekrem Kaya ve davulda Kaya İnkaya'nın da katılımıyla tam şeklini alan bu üçlü, bize bir şarkıdan ziyade enstrümantal bir yas ritüeli sunuyor.

Zırhın Ardındaki Gözyaşları

Spotify'da o play tuşuna bastığınızda sizi sadece bahsettiğim o parça değil, bütün bir hikaye bekliyor aslında.

Grubun çıkış noktası olan "Woods of Prayer" (2023), dinleyiciyi ormanın o ıssız ve soğuk karanlığına usulca çeken bir giriş kapısı gibi. Hemen ardından gelen "Fallen Mercy", içimizde biriken o öfkenin ve hüznün birbirine girdiği garip duygu geçişlerini iliklerinize kadar hissettiriyor.

Ve en nihayetinde asıl vurucu darbe, beni o karanlık gecede yakalayan ve kapak sanatını da en üstte gördüğünüz "Derrière L'armure" (Zırhın Arkasında) geliyor. Grubun orijinalinde Jeanne d'Arc'ın o trajik figüründen ilham aldığı bu şarkı; o ilahi zırhın ardında yatan inancı, kırılganlığı ve çaresizliği tek bir kelime bile etmeden size geçiriyor. Kapaktaki o kılıcına sarılmış, yorgun ama dirayetli figür, melodilerle o kadar güzel bütünleşmiş ki dinlerken o zırhın ağırlığını kendi omuzlarınızda hissediyorsunuz.

Eğer sürekli konuşan, bir şeyler anlatan, bitmek bilmeyen bildirimlerle beyninizi yoran o gürültülü dünyadan ve ekranların o soğuk yüzünden birkaç dakikalığına da olsa kaçmak istiyorsanız; kulaklığınızı takın, ışıkları kısın ve Maleifyr'ın o zarif ama bir o kadar da yıkıcı melodilerine kendinizi bırakın. Çünkü bazen en güçlü hikayeler, kelimelerin bittiği yerde başlar.